Maçın hikayesi ilk 45 dakikadaydı. Beşiktaş, bütün sezon boyunca sahneye koyduğu oyunun bütün iyi yanları bu 45 dakikada sergiledi. Öyle ki, ilk 90 saniyede 30 civarında pas yaptılar ve Quaresma'nın ortasında neredeyse Gomez golü yapıyordu, iyi vuramadı. Kayseri topa hiç dokunmadan neredeyse gol yiyecekti.
 
Beşiktaş topu rakip sahaya taşımakta hiç zorlanmadı. Kayseri'nin presi çok yumuşak kaldı, Beşiktaş'a geniş alanlar bıraktılar. Hâl böyle olunca, gol geliyorum dedi. Nitekim 10. dakikada daha önce de benzerlerini gördüğümüz bir Sosa-Gomez işbirliğine tanık olduk.
 
23. dakikada ise –aynı cümleyi kurmak zorundayım- daha önce de benzerlerini gördüğümüz- bir Oğuzhan golü izledik. Bu kez asist Gomez'den geldi. Ama Oğuzhan'ın rakibin yanından sıyrılıp yaptığı vuruş, tam “Oğuzhanlık”tı.
 
2-0'dan sonra, maçın akıbeti –olağanüstü bir durum yaşanmadığı koşullarda- belli oldu. Fark büyüyecekti. Zaten öyle oldu. Üçüncü gol, Quaresma'nın sık kullanmadığı sol ayağından geldi; cezasahasında klasik bir “Quaresma çalımı”ndan sonra… Ama Olcay'ın uzun pasının da hakkını teslim edelim.
 
İlk yarının özeti için sadece şunu söylesek yeter herhalde: İlk 45 dakikada Kayseri kalecisi Ali Ahamada 3 gol yedi ama 5 kurtarış yaptı, 1 top da direkten döndü.
 
Kayserispor ikinci yarıya daha diri başladı, daha ısırgandılar. Muhtemelen, bir gol bulursak Beşiktaş panikler diye düşündüler. Haksız da değiller. Artık biliyoruz; Beşiktaş en iyi gününde bile, işlerin bir an ters gitmesi karşısında toparlamakta çok zorlanıyor. Ama Kayseri'nin beklediği olmadı. Diri görüntüleri 15 dakika sürdü. Sonra Beşiktaş tekrar oyunu kontrol altına aldı. Öyle ki, Kayserispor bütün maç boyunca ilk ve tek pozisyonunu 75. dakikada buldu. Son noktayı –yine bir Beşiktaş klasiği!- Cenk Tosun koydu.
 
İki oyuncudan bahsedip bitirelim…
 
Kadroya bakınca, Şenol Güneş geçen haftaki Akhisar maçının faturasını Alexis'e çıkardığı anlaşılıyor. Haksız da değil. Daha önce birkaç kez yazmıştım, stoperde Tosic üzerinde ısrar edilmesinin iyi olacağını… Kayseri karşısında “durumu idare etti”. Ama ne bileyim, sanki her an hata yapacakmış gibi de bir duygu veriyor. Hasılı Beşiktaş savunmasının göbeği, hâlâ “saatli bomba”.
 
Bir de Beck konusu… Hemen herkes Beck'in hücuma katkı bulunmadığını söylüyor. Eh, yalan da değil. Zaten istatistiklere göz attığımızda, bu gerçeğin su götürür yanı olmadığı görülüyor. Fakat bir de şu husus var: (Sadece Kayseri maçı için söylemiyorum; haftalardır gözlediğim bir husus.) Beck ileri çıktığında, birlikte oynadığı hücum oyuncularından hiç destek görmüyor. Daha doğrusu, dikkate almıyorlar. Zorunlu olmadıkça pas vermiyorlar. Beck de attığı deparla kalıyor ve hadi bakalım, gerisin geri dönüyor. Ama iyi niyetli bir Alman. Bu durumdan rahatsız olmuyor, şikayet etmiyor. İşini yapmaya devam ediyor. Ben beğeniyorum bu adamı.

Kaynak: NTVSPOR

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.