Ülkemizdeki hemen hemen her birey, kendini bir halt ve toplumun “en iyisi” zannettiğinden el birliğiyle bilmiş bir toplum olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz.
 
Lig başlayınca bu bilmişliğe her sene olduğu gibi “futbol” yeniden katıldı. Yani aynı tas, aynı hamam! Ee ne olacaktı? Kendini bu kadar bir halt zannedersen, sevdiğin şeyler de mübarek, mükemmel, harika olmak zorunda tabii ki.
 
Sen de sevdiğin şeyler de kulvarında  hatasız ve en iyidir. Aksi kabul edilemez. Aksini konuşan olursa da küfürü yer. Sonra mağdur edebiyatı yapmaya başlarsın. Hep haksızlık yapılır sana, takımına. Ama onu yaparken bile asilsindir!
 
Futbolda kendi yağında kavrulan bir ülke değiliz biz. Bunun UEFA'sı, Şampiyonlar Ligi var. Oralara gittiğinde eğer marka değilsen çok rencide ediyorlar adamı. Oyunlarını oynuyorlar ve acımaları yok! İşte o noktada sen çok bilen, kafayı kaldırıp bakmalısın. Yapabileceğin çok önemli 2 tespit var.
 
Herşeyi biliyorsun, bir de bunu öğren ne kaybedersin!
 
İlk tespitine kıyaslayarak başlayabilirsin. Onlar nasıl oynuyor? Biz ne yapıyoruz?
 
Sonra nasıl oluyor da tribünler bu kadar dolu gözlemleyebilirsin. İnsanlara üstüne para vermiyorlar herhalde maça gelsinler diye!
 
Gözlemleyince paranın boşa gittiğini göreceksin. İzlediğin şeyin oyun olmadığını göreceksin.
 
Ligimizin kendi içinde değerlendirilmesi gerektiği fikrine katılmıyorum. O zaman farklı hiçbir kulvarda yer almamamız gerekir. O değerlendirmede hayal kırıklığı yaşayacağınız için, bu “kendi içinde değerlendirme” tırıvırısı!
 
Beşiktaş'ın Gaziantep'e 4 atması harika bir oyunun sonucu değil. Rakibinin kalitesi, aldığın penaltıdan belli. Penaltının da bir karizması vardır. Ben hiçbir penaltıya bu kadar güldüğümü hatırlamıyorum. Sen 75 dakika top oynamıyorsun, 4 golü Gaziantep'e atıyorsun ve keyifler yerinde! Futbolculardan güzel güzel açıklamalar falan. Allahtan Şenol Hoca'nın aklı başında. Ben senin bu haftaki oyununu Sporting Lizbon'la karşılaştırmak zorundayım. Onlar da galip geldi kendi liglerinde.
 
Galatasaray'a gelince, rakibi Atletico Madrid, hem de o kadar formdaki Sevilla'ya, dün gece hiç yemeden 3 gol attı. Galatasaray'ın yıldızları, takımı olmadan nereye kadar kurtarabilir maçları? Takım oyunu Galatasaray'da da yoktu Konyaspor maçında. Rakibin 12 Eylül'de Barcelona'yla maç yapacak, sen hala burada bize diyorsun ki  “Ayağa kalkacağız, gücümüzü göreceksiniz.”

Geçiniz efendim!
 
Maça Fenerbahçe sıkı başladı başlamasına da 60'tan sonra uyumasa keşke. Geriye kalan 30 dakikada Antalyaspor sana bir şey yapamamış olabilir. Bu Celtic de yapamaz demek değil. Peki ya o gün Nani gününde olmazsa? Van Persie zaten yok o dakikalarda eğer kondisyonu artıramazsa. Son dakika frikiğiyle kaç tur atlar, kaç maç kazanırsın Fenerbahçe!
 
Onu da söyleyelim. Celtic 1-0 geriye düştüğü maçı 3-1 kazandı bu hafta.
 
Takımlarımızın bu takımlarla yapacağı maçlar öyle çok uzak tarihlerde değil. Biraz bakmak lazım! Düzgün eleştirmek lazım. Taraftarı olarak takımının oynadığı futbolu beğenmeme hakkına sahipsin. Ben beğenmiyorum ve burdan söylüyorum. Para ödüyorum izlemek için ama karşılığını alamıyorum. Siz de söyleyin!
 
Gerekli bilmişliği taslayabildiysem en başta belirttiğim gibi, bir cümleyle konuyu toparlayalım:
 
Şişirmeyin takımları pohpohlayarak. Isırırlar!

Kaynak: NTVSPOR

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.