Gençlerbirliği maçına gelirken Beşiktaş'ın son üç maçı sıkıntılı geçti. Kupa maçında Konya'ya kendi sahasında yenildi, ligde Başakşehir deplasmanında berabere kaldı, erteleme maçında Mersin İY'nu bir serbest vuruş golüyle yendi.
 
GENÇ VE DUYGUSAL
Bu maçlar 4-0'lık Gaziantep maçının ardından geldi. Hatırlayın, o maçtan sonra yapılan yorumlarda Beşiktaş yere göğe sığdırılamamıştı. Adeta “şampiyon olmuş” bir takım hakkında konuşuluyordu. Ligin başından bu yana hep aynı şey oldu; Beşiktaş ne vakit iyi futbol oynayıp farklı galibiyet alsa, hakettiğinden ve gerektiğinde daha fazla iltifata mazhar oldu. Beşiktaş'ı bekleyen en büyük tehlikelerden birinin bu olduğunu yazmıştım daha önce. Israrla tekrarlıyorum: Beşiktaş nispeten genç ve duygusallaşmaya müsait kadrosuyla “havaya girmeye” yatkın bir takım. Methiyelere kulağını tıkayıp eleştirilere dikkat kesilmek zorunda.
 
BAZI KUŞKULAR
Gençlerbirliği maçı öncesi soru işareti taşıyan iki meselesi vardı Beşiktaş'ın.
İlki… Savunmanın göbeğinde Marcelo ve Alexis'in performansı ne olacak? Birlikte 90 dakika hiç oynamadılar. Oynadıkları süreler fikir vermek için yeterli olmadı. Bu sorunun cevabı önemliydi; çünkü Necip-Alexis ya da Necip-Tosiç seçeneği, olmadı. (Yine de hakkını teslim edelim; Tosiç stoperde sol bekte olduğundan daha iyiydi.)

İkincisi… Beşiktaş'ın ürkütücü forveti, son üç maçta hayal kırıklığı yaratmıştı. Gökhan açıkça formsuzdu, Gomez ise artık formsuz mu diyelim, şanssız mı diyelim, sonuçta gol ayakları çalışmadı. Gençlerbirliği maçı, özellikle derbi öncesi –Gökhan'sız bir kadro olsa bile- forvetin hâline dair bir fikir verecekti.
 
“DÉJÀ VU”
Peki, Gençlerbirliği maçı bize ne gösterdi?
Beşiktaş gol bulana kadar (65. dakika) Gençlerbirliği rakip kalede ciddi bir tehdit oluşturamadı. Dolayısıyla Beşiktaş savunması rahattı. Lakin golden sonra sahadaki görüntü, daha ziyade geçen sezon izlediğimiz –öndeyken skoru tutamayan- Bilic'in takımını hatırlatıyordu. Uğur'un direkten dönen topu ihtimal ki tribünlerde bir “deja vu” hissine sebep oldu. Son dakikalar kolay geçmedi. Her şeye rağmen Marcelo güven verdi; Alexis daha kuşku verici bir profil çizdi. Aslına bakarsanız, Beşiktaş savunmasının temel direği yine Atiba'ydı. Öte yandan oyuna sonradan giren Necip'in mutlak surette ikaz edilmesi lazım; yerli yersiz yaptığı fauller her defasında Beşiktaş kalesi için tehlike yaratıyor. Ve Necip bu huyundan bir türlü vazgeçmiyor.
 
GOL SIKINTISI MI?
Evet, son dört resmi maç ve beş gol! Beşiktaş'ın genel ortalamasının altında. Bu maç özelinde konuşacak olursak, skorun kısır kalmasında iki önemli etken vardı. İlki, Gençlerbirliği'nin gayet kompakt ve disiplinli bir savunma yapmasıydı. İkincisi, Olcay ve İsmail'in son paslarda ya da ortalarda felaket bir savrukluk/becereksizlik içinde olmalarıydı.

Ve Gomez… İki haftadır golden uzak kalması, psikolojik bir baskı yaratmış gibiydi. Bir an önce golle buluşma isteği her şart altında şut tercihine yöneltti. Bazıları hakikaten gereksizdi. Ama adam santrfor; bir şey diyemiyorsunuz.

Sonuç olarak, gerek Fenerbahçe'nin gerek Beşiktaş'ın son maçları gösterdi ki, ligde son düzlüğe yaklaştıkça maçların zorluk katsayısı yükseliyor ve kimin hangi maçta puan kaybedeceği hiç belli değil.

Kaynak: NTVSPOR

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.