21 Şubat 2015 Cumartesi 02:26
Savcılıkta Eşşek Gibi Damgalıyorlar!
banner61
 Güzel oyuncu Akasya Aslıtürkmen, vahim bir cinsel saldırı sonrasın ifade vermek için adliyeye gitmişti. Akasya adeta ateş püskürdü ve savcılıkta insanları kırmızı renk ile eşek gibi damgalıyorlar dedi. Akasya Hanım özellikle Özgecan Aslan cinayetinden sonra attığı tweetler ile gündeme bomba gibi düşmüştü.


Üniversite öğrencisi Özgecan Aslan’ın öldürülmesinden birkaç gün sonra Twitter’da arka arkaya yazılan altı paylaşım dikkat çekti. Paylaşımların sahibi tekti. Belli ki soluksuz yazılmış ve madde madde sıralanmıştı. Her biri kurşun gibi ağırdı.

Cinsel saldırıya uğrayan bir kadın, gözden kaçan detaylara dikkat çekmeye çalışıyordu. Adli süreçte kadınların yaşamak zorunda kaldığı bürokratik, empati yoksunu uygulamalardan bahsediyordu. Kadın örgütlerinin yıllardır değişmesi için uğraş verdiği ama bir türlü değiştiremediği…

Akasya Asıltürkmen tweetleri

1. Olay karakola intikal ettiğinde, saldırıya uğramış kadın için psikolog, çocuk için pedagog, ifade esnasında hazır bulunmalı.
2. Mağdurun ifadesi alınırken mutlaka kadın  memur talebi karşılanmalı. İfade en önemli aşamalardan biri.
3.  Hastane sevki ve muayene, mağdurun ruh hali göz önünde bulunarak yapılmalı.
4. Adli tıp kurulu... Komple değişmesi gerekiyor. Ne kadar yıpratıcı bir süreç, tahmin bile edemezsiniz. İnek gibi damgalıyorlar kolumuzu.
5. Mahkeme. Mağdurun açık adresi, suçlu ve yakınlarının da duyacağı sekilde okunuyor. Yanlış. Aynı salonda havayı solutmak bile yanlış.
6. Adliye muhabirleri. Alınan ifadeler kamuyu bilgilendirmek için  haber yapılabiliyor. Sınırlamalar yetersiz. Tamamen gizlilik koyulmalı.
O kadın oyuncu Akasya Asıltürkmen’di. Yedi yıl önce yaşadığı cinsel saldırının ardından kendisiyle karakoldan adli tıbba, adli tıptan mahkemeye uzanan süreçte neler yaşadığını konuştuk.

“İşleyiş çarpık”

Asıltürkmen sistemi sorguluyor. Sistemin kadının yanında yer almadığından şikâyet ediyor. Cinsel saldırıya maruz kalan kadının işleyişin çarpıklığı yüzünden daha da içine kapandığını ifade ediyor. Ona göre ilk yalnızlaşma aşaması karakollar.

“Böyle bir travmayı yaşamış kadın/çocuk uzun süre şokta oluyor. Şokun etkisi henüz zerre azalmamışken berbat bir süreç başlıyor. Daha ifadesi alınırken doğruları, gerçekten başına geleni söyleyemeyebiliyor. Bu yüzden karakol aşaması çok önemli. İfade alan memur sizinle otomobilinizin camı kırılıp teybiniz çalınmış gibi konuşuyor. Masal anlatır gibi belki birkaç saat önce başınıza gelmiş olayı anlatmanızı bekliyor. Hem de tüm detaylarıyla. Sonra mahkemede aynı ifade okumuyor herkesin önünde ve yenisi alınıyor. Ve en saçma olanı da şu; ifadenizi kamuyu bilgilendirmek niyeti altında alıp istedikleri basın organında kullanabiliyorlar! Ben bunu sonradan öğrendim ve inanın bu normal filan değil. Akıl, mantıkdışı bir uygulama!”

“Eşek gibi damgalanıp muayeneye sevk ediyorlar”

Akasya Asıltürkmen bu süreçte yaşadıklarını yeri geliyor bürokrasi, yeri geliyor akıldışı olarak nitelendiriyor. Anlam veremediği olay da çok, kendisini aşağılanmış hissettiği anlar da. Ona göre adli tıbbın komple değişmesi gerekiyor.

“Kendimi en aşağılanmış hissettiğim süreç savcılıkta koluma vurulan kırmızı damga… Evet kırmızı damga vuruyorlar kolunuza adliyeye sevk edilirken, sizin siz olduğunuzu belirtmek için! Hangi çağda yaşıyoruz arkadaş! TC kimlik numarası var, okuma yazma var, kimliğim, üzerinde belirgin olması zorunlu fotoğrafım var! Muhtemelen 1942'den beri değişmemiş saçmalıklardan biri. Eşek gibi damgalanıp, muayeneye sevk ediyorlar. Yaşadığın onca şey yetmezmiş gibi.”

“Bu benim sorumluluğum”

‘Neden şimdi’ sorusunun yanıtı bu. Akasya Asıltürkmen attığı tweetler ile farkındalık yaratmaya çalışıyor. Kadınları o süreçte bekleyen can sıkıcı aşamaları özetliyor.

“İnsanlar bunu genellikle niye saklıyorlar sanıyorsunuz? Bu bilgiyle yaşamak, hazmetmek zaten çok zor, bir de başkalarının da biliyor olması bütün kontrolü mağdurun elinden alıyor. Bu bilgi ile size zarar vermek isteyen de oluyor, yardım etmek isteyen de. Herkes kendi kapasitesinde olayı değerlendiriyor. Mukoza gibi her etkiye açık ve hassas oluyorsunuz. Tabii ki ilk etapta herkesin bilmesini istemezsiniz. Benim bunları rahatlıkla konuşacak hale gelmem yedi senemi aldı.”

Asıltürkmen kamuoyunda suçlulara verilecek cezanın ne olacağının tartışılmasını eleştiriyor ve yersiz buluyor. Ona göre asıl konuşulması gereken, kadın cinayetlerindeki davaların seyri ve yargılama süreci. Asıltürkmen 'hukuki düzenleme şart' diyor.

“Herkes bir idamdır tutturmuş gidiyor ve sonu gelmeyecek bir intikam propagandası yapıyordu, malum Özgecan cinayeti hakkında. Bu suçu işleyenler şöyle asılsın, hapishanelerde böyle kesilsin söylemleri dönüyordu. Halbuki bu gibi cinsel saldırı ve cinayetlerin yargıya intikal süreci, yargı süreci öyle akıl almaz şekilde işliyor ki, adam asmaca oynayacağımıza, sunulacak yeni bir yasa tasarısı üzerinde çalışılmalı diye düşündüm. Bu konuya dikkat çekmek için daha doğru bir zaman olamazdı. Ben de önce başımdan geçen olayı paylaştım, sonra da kanunen yapılması gereken değişiklikleri altı madde halinde yazdım. Bu benim sorumluluğudur. Bütün bunları açıklıkla paylaşmamın tek sebebi, benim için artık geçmiş olması. Şu anda susan ve sessizliği yüzünden eriyip biten bütün kız, kadın, erkek ve çocuklar için konuşuyorum.”

Adalet arzusu

Mahkeme sürecinde de akıldışı olaylarla karşılaştığını söylüyor Akasya Asıltürkmen. Yıkıldığı anların da, tamamen görmezden geldiği zamanların da olduğunu söylüyor. Tüm olanlara tek bir şey için göğüs geriyor, o da adalet arzusu.

“Mahkeme süreci de akıldışı uygulamalardan biri! Bunu da yaşarken öğrendim. Hayatım boyunca katıldığım ilk mahkeme ve usulen adreslerimiz okundu! Zaten aynı salonda olmak bile dehşet verici, bir de ailesi ve yakınlarının olduğu yerde adınız, adresiniz açıkça belirtiliyor. Mantıklı pek bir şey yok zaten. Hepsi toptan düzeltilmeli. Kanunlar, kurallar bu haldeyken cinnet geçirmediysem, artık bana cacık olmaz. Üzülmüyorum da zaten. Bazı dangalaklıklara kızıyorum, hepsi o.”

Aslı Akdaş Mitrani: "Adli süreçte olay tekrar tekrar kadına yaşatılıyor"Fotoğraf: Kemal Soğukdere/Al Jazeera

“Çok ağır bir süreç”

Klinik Psikolog Aslı Akdaş Mitrani, cinsel saldırıya uğrayan kadınlara adli süreçte özel yaklaşım olmasının gerektiğini dile getiriyor. Mitrani, “Böyle bir travma yaşayan kişi örselenmemeli, aksi takdirde travmanın kendisi kadar yaralayıcı hale gelir” diyor.

“Kişinin bütün hücreleri ona kaç derken, kişi oturup konu hakkında konuşmak, anlatmak, en mahrem detayları aktarmak zorundadır. Fiziksel muayene derseniz, zaten kişiye travmayı tekrar yaşatan bir durum. Bu kaçınılmaz ama kişinin yaşayacağı 'ikincil travma'nın etkisini azaltacak maksimum dikkatin, hassasiyetin gösterilmesi gerekir. Adli süreçte maruz kaldıkları savcılık, muayene, duruşma, olayın çevreye, medyaya yansıması süreçlerinde yaşanan, ikinci örselenme sürecidir. Travmanın etkilerini daha da ağırlaştırır. Çoğu zaman iyileşme sürecini çok kötü etkiler, travmanın kendisi kadar yaralayıcı hale gelir. Cinsel suçların çoğu zaman gizli kalmasının nedenlerinden biri de mağdurların bu sürece girmeyi göze alamamalarındandır.”

Aslı Akdaş Mitrani, kadını merkeze alan bir yaklaşımın benimsenmesi ve psikolojik travma özelliklerini bilerek kadına yaklaşılması gerektiğine dikkat çekiyor.

"Travma sonrası yaşanan psikolojik travma sürecini, adli süreçte yaşananları, üstüne toplumsal etiketlenme ve önyargıları koyunca; tecavüze uğramak kadar, suçun ardından adaleti aramak ve bu travmayla yaşamına devam edebilmek, hem mağdur olmak hem de mağduriyetinden neredeyse sorumlu tutulmak çok yaralayıcı. Sanırım diğer başka hiçbir suç mağduriyeti ya da travmada yaşanmayan çok ağır bir süreç. Kadını merkeze alan bir yaklaşımın benimsenmesi ve psikolojik travma özelliklerini bilerek kadına yaklaşılması şart diye düşünüyorum.”
Son Güncelleme: 21.02.2015 02:26
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.